Dev Avcısı Jack

Film
Bugün bahsedeceğim film "dev avcsı jack"...
İlk olarak filmi eleştirmek daha sonrada özetini yazmak istiyorum. :)

Eleştiri

Film herkesin bildiği peri masalının üstünekurulmuştur, bu çok dikkatimi çekti. Ancak bu peri masalının bu kadar ilginç ve epik bir şekilde anlatımı da hoşuma gitmedi değil aslında...

Film herkesin bildiği bir hikayeden alındığı için insan neyin nerede olabileceğini anlayabilecek sanıyor fakat film başlar başlamaz çok büyük yenilgiye düşüyor...




Özeti

Jack ve Isabella aynı yaştalar ve 8 yaşındayken Jack'in babası Isabella'nın annesi onlara devlerin hikayesini anlatıyor. Jack bunlardan birazda olsa korkuyor ve gerçek olabileceğini düşünüyor. Isabelle ise tam tersi bunun normalde olması gerektiği gibi masal olduğunu düşünüyor.

Bu arada hatırlatmak isterim Isabelle bir prenses iken, Jack basit bir köylüdür. Filmde bir siyah ekran açılır ve şöyle yazar "10 yıl sonra" ve Jack ile Isabelle 18 yaşına gelir. Jack'in babası ölmüştür. Isabelle'nin ise annesi fakat Isabelle'nin babası hala hayattadır. Ancak Jack amcası ile kalır. Amcası Jack'i evin onarımı için şehre atını satmaya gönderir. Jack atı ve at arabasını satmaya gider. Her şey burada gelişir. Isabelle sarayda durmayı sevmeyen bir kızdır, inip halkını tanımak ister. Jack atı satmaya çalışırken bir çadırdan gülüş sesleri geldiğini duyar ve atı bir yere bağlayıp çadıra girer.

Çadırda tiyatro gösterisi vardır. Orada Isabelle'yi görür. 1-2 kez göz göze gelirler, daha sonra Isabelle'ya 3 kişi sarkıntılık yapar. Jack'te bunu görünce adamları def etmeye çalışır ancak adamlardan bir tokat yeyip yere yıkılır. Yalnız Isabelle'yi almaya Elmount yani Isabelle'nin daimi koruyucusu gelir. Bunu fark eden herkes prensesin önünde diz çöker. Ancak Jack bu durumun farkında değildir. Herkes onun önünde diz çöktü sanır ancak bu düşüce 1 saniyeden fazla vakit almadan 'arkamda bir şey var demi' der ve arkasını döndüğünde Elmount "dizlerinde bir sorun mu var genç" der. Jack o anda diz çöker. Isabelle gittikten sonra çadırdan çıkar. Bir bakar ki dışarıya bağladığı at duruyor ancak at arabası yerinde yok onu aramaya koyulur, ancak nafile bulamaz. Atı satmaya çalışırken sarayın kapıları kapanır. Bir hırsız aranıyordur. O hırsız saraydan sihirli fasulyeleri çalmıştır. Hırsızla Jack karşılaşır. Atı 10 bakıra almak iste hırsız ancak yanında parası olmadığını söyler. Jack buna kibar bir şekilde karşı çıkar. Bunun üzerine sihirli fasulyeleri Jack'e verir ve onları bir yere götürmesini isteyerek oradan para alacağını söyler. Jack eve döner, amcası sinirlenir. At gitmiştir, arabası da öyle ancak elinde sadece 5-6 tane fasulye vardır. Amcası fasulyeleri alıp yere fırlatır. Bir tanesi yerde bir deliğe düşer ve Jack bunu fark etmez. Gece yağmur yağarken Isabelle yolda kaybolmuştur ve Jack'in yaşadığı yerdeki ışıkları görür oraya sığınır. Jack ise hemen içeri kabul eder. İlk olarak prenses olduğunu fark etmese de biraz sohbetten sonra hemen fark eder. Ancak daha sonra o düşen fasulyeye su değer ve fasulye büyümeye başlar...

Filmin bu kadarı hoşunuza gittiyse izleyip devamını görmenizi tavsiye ederim ve unutmadan devamı başından 10 kat daha güzeldir.
Filmi internetten kolayca bulabilirsiniz veya internetiniz sınırlıysa en yakın cd/dvd satıcısından almanızı tavsiye ederim...
İnşallah filmi güzel bir şekilde anlatabilmişimdir.
İyi Seyirler...

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Seçilmiş serisi hangi kitaplardan oluşur

Seçilmiş-Beden Hırsızı

İstanbul'un Fethi